Konya’ya iş için ilk geldiğim dönemlerde biraz da cahilliğin etkisi ile Konya’yı küçümsemiştim. Konya’da gezilecek yerler neresi olabilir ki ? diye düşünmüş ve şehirde vakit geçirmeksizin ilk uçağa atlayıp geri dönmüştüm. Ancak yıllarca üstüse Konya ve çevresindeki duruşmalarımın farklı davalar ile devam etmesi sebebi ile bir dönemi iki ayda bir Konya yapar olmuş ve güzel yemeklerine de hayran kalınca şehre daha bir sempatil ebakar olmuştum. 

Konya’da gezilecek yerlerin içinde benim için en önemlisi Mevlana olmuştu. 

Konya Mevlana Türbesi ve Müzesi

konya-mevlana-muzesi

Mevlana Türbesini ilk defa Kapadokya gezisine giderken dönüş yolunda bir bayram tatilinde görmüş ve kalabalıktan hiçbirşey anlamamıştım. 

Fakat  Konya’da ilk aleyhime sonuçlanan dava tüm sinirlerimi alt üst edince sakinleşecek bir yer arayışı içindeydim ve kendimi fark etmeden Mevlana’nın Türbesinin önünde bulmuştum. Hava da çok güzeldi ve ben de düşünmeden daldım içeriye. Bir kulaklıklı rehber aldım ve Türbe ile Müzenin hafta içi normal bir gündeki sıradan boşluğundan yararlandım. 

Uzun bir süre Türbe’nin bahçesinde oturdum. Bahçeye verilen hafif ney sesi ile mahsun olmuş, mekanın enerjisi ile kendimden geçmiştim. Yaklaşık 1 saat bankın üzerinde hareketsiz kaldıktan sonra içimi bir huşu kaplamıştı. 

İçeriye girip Türbeyi ziyaret edip bu huzura ermenin karşılığında bir dua okumak gerekli idi. 

Mevlana Türbesinin girerken galoş giydiriyorlar size, Sol tarafınızda çeşitli vazo ve sanat eserleri var iken sağ tarafınız hemen Mevlana DErgahı’ına mensup ünlü şahsiyetlerin mezarları ile başlıyor. Ruhlarına şad okuyor ve geliyorsunuz Mevlana’nın türbesine, 

Baştan aşağı yeşil bir renk hakim ortama, Mezarın üzerinde ipekten kalın bir kaftan ve sarık ile en büyük mezar Mevlana Hazretlerine ait. Mezarın arkası tavana kadar çini işlemeli. 

Mevlana’ya dua ettikten sonra sema gösterilerinin yapıldığı alanda buluyorum kendimi. Bir süre de orda oturup Mevlana zamanında buranın nasıl olabileceğini hayal ediyorum. Bir süre de orda huzur buluyor ve çıkışa doğru el yazması Kuran’ı kerimler ve Peygamberimizin Sakalı olduğu söylenen bölmenin önündeki kendinden geçmiş insan güruhunun arasından geçip Dergahın avlusuna atıyorum kendimi. 

Dergahın avlusunda çok güzel işlemeli bir çeşme, suyun huzur verici etkisi ile akıyor. Dergah odalarını tek tek geziyor ve buralarda kimlerin kaldığını öğreniyorum. 

Son olarak Dergah’In mutfağı ve yemek salonunda balmumu ile canlandırılmış Dergah hayatını izleyip, buradaki yaşam hakkında bilgi alıyorum. 

Mevlana’dan çıktığımda adeta haksız kararın sinirini üstümden atmış pelte gibi yumuşamıştım. İnanın bu mekan, Dünya’daki en önemli enerji noktalarından birisi. Ben her sene bir defa gimey çalıştım. Her gittiğimde enerjimi yenilemiş gibi hissettim. Ancak tatil dönemlerinde, Şebbi Aruz törenleri döneminde buraya sakın uğramayın. Benim aldığım huzuru almadıktan sonra, burası çok sıkıcı olabilir. 

Merace’l-Bahreyn ve Şems’in Türbesi

Meracel-Bahreyn

Elif Şafak’ın Aşk Romanını okuyanlar bilir aslında burayı.  Şems, bir hakikat ehli, bir gönül eri arıyordu. Bu amaçla uzun uzun yolculuklar yapmaktaydı. Gittiği yerlerde hanlarda, kervansaraylarda konaklıyordu. Bazı memleketlerde bir süre oturduğu da oluyordu. Fakat çabuk tanınıyor, etrafını bir sürü mürid sarıveriyordu, O zaman, orada durmanın tehlikeli olduğunu anlıyor, bir fırsatını bulup kaçıyor, başka bir memlekete göçüyordu.Anadolu’yu bu halle gezen Şems Konya’ya gitmeye niyetlendi. O’nun bu niyeti sebepsiz değildi. Her gittiği yerde kendisine Mevlânâ’dan bahsedilmiş, onun Konya’ya yerleştiği söylenmişti. 

 Anadolu’yu gezdikçe, Mevlânâ’nın adını, şöhretini duyuyordu. Kararını verdi. Konya’ya gidecekti. Eğer aradığını bulursa mesele tamamdı. Bu niyetle yola düştü.Şems 1244 yılının Kasım ayında Konya’ya gelmişti. Konya’da Şekerciler hanına indi. Ertesi gün 30 Kasım İkindiye doğru, ana cadde üzerinde müderris olduğu halinden belli birisinin, sağında solunda talebeler olduğu halde, bir katırla geçtiğini görmüştü. Herkes:
-Mevlâna Celâleddin geliyor! Diye ayağı kalkıyor, hürmetle selâmlıyorlardı. Demek yıllardır adını işittiği, Mevlâna buydu. Şu katır üzerindeki kısa siyah sakallı, yanık buğday benizli, mütebessim insan. Hoşuna gitti hali. Yerinden kalktı, kalabalığı yara yara ilerledi. Tam karşılaştıkları zaman katırın dizginlerini sımsıkı tuttu. Biraz sert ve kısa, sorular sordu. Aldığı cevaplarla o kadar heyecana düşmüştü ki, dayanamadı, düşüp bayıldı.

İşte Şems ile Mevlana’nın karşılaştığı ilk nokta; Konya’nın en yüksek tepesi olan Alaaddin Tepesi (rakım 20 mt 🙂 hemen arkasında Mevlana Türbesine giden yol olan Mevlana Caddesinde yer alıyor. 

Basitçe o noktaya camdan yapılmış güzel bir kafes ve içinde sönmeyen kandil bize o noktanın hikayesini anlatıyor. 

Biraz arkasında yer alan Şems Camii ve Türbesi ise Mevlana’nın kadim yoldaşı Şems için yapılmış bu eseri görmek için güzel bir fırsat. 

Konya Japon Bahçesi

konya-japon-bahcesi

İşte Konya’da Mevlana’dan sonra en sevdiğim ve bana huzur veren başka bir yer. Japon Bahçesi. 

Konya’nın hafif dışında Rixos otele doğru giderken sağda yer alan bu bahçe gerçekten de etkileyici. İçindeki yapay bir göl üzerinde kahvaltı yapılabilen bir mekan ve bahçesinde gerçek Japon çiçekleri ve peyzajını görmek lazım. 

Kahvaltıcının kahvaltısı da çok iyi. 

Ayrıca özellikle Pazar günleri Konya’da evlenen çiftlerin albümleri için doğal dış mekanlarından birisi. Biz orada iken en az 4 gelin gördük. 

Konya’nın Tarihi Camiileri

konya-aziziye-camii

Konya tam bir Camiiler cenneti. Ancak Konya’daki camiiler, benim diğer yerlerde gördüklerimden farklı olarak tarihi ve sanatsal eserler. Yurt dışında kilise gezmeye gideriz ya, Konya’da da Camii gezmek lazım. 

Özellikle Mevlana’ya doğru giderken sağ taraftaki Karatay Çarşısının içinde yer alan Aziziye Camii bence Türkiye’de ender bilinen sanat eseri binalardan birisidir. Sultan Abdulaziz’in annesi Pertenihal tarafından 17.yy’da yaptırıan bu camiinin minarelerini yakından görmek için dahi Konya’ya gelinir. 

Bunlar dışında Selimiye, Aleaddin ve İplikçi Camii’leri de görülmeye değer. 

Konya Kültür Park

konya-kultur-park-fiskiye-uc

Konya’da kitleleri kendisine çeken bir mekan da Kültür Park olsa gerek. Çünkü her gittiğimde kalabalık, her gittiğimde cıvıl cıvıl. 

Havuzlar, fiskiyeler, koşturan oynayan çocuklar, yemyeşil huzurlu bir ortamda vakit geçirebilirsiniz. içerideki bir kaç kafeteryada yer bulabilirseniz, çeşme manzarasına karşı kahvenizi yudumlayabilirsiniz. 

Sonuç olarak Konya’da gezilecek yerler elbette ki bunlarla sınırlı değil. Misal bir Meram’a gidip göremedim. Ancak benim Konya’da gezebildiğim yerler bunlardı. Konya’da işlerden arta kalan sınırlı vaktimi daha çok Konya’da Nerede Ne Yenir keşifleri yapmak için harcıyordum 🙂 Umarım sizlere de faydası olur. 

 

Gezin Afiyetle,

Av. Eren Evren

Gezgin Avukat